Bilmosfer Avrupa Gezisi

Suriye Vahşeti

Suriye Vahşeti

Kıymetli Bilmosferli Kardeşlerim, Artık Televizyonlarda, Haber Sitelerinde Bu Vahşetin Dozunu Gün Geçtikce Misliylen Artıyor.Ha Bu Gün Bitecek Ha Yarın Bitecek Derken Koskoca 2 Sene Oldu Ama Hala Çocuk Vahşeti, Namussuzluk, Karaktersizlik Hat Safasına Gelmiş Çin İşkencesi Boyutlarına Ulaşmıştır.Keşke Elimizden Bir Şey Gelsede Bu Vahşeti Yapan Esed Güçlerini Bozguna Uğratabilsek.Bilmosfer Olarak Bu Duruma Tanık Olan Birleşmiş Milletleri, Amerikayı Nefretle Kınıyoruz.Bunun Hesabı Elbet Bir Gün Sorulacak Ancak Olan Yine Her Zamanki Gibi Günahsız Kardeşlerimize, Çocuklarımıza Oluyor Öyle Değil mi ?

Bilmosfer Olarak Bu  Vahşete Sessiz Kalmıyor.Tüm Bloger Çevremizdeki Herkesi bu Vahşeti Kınamaya Davet Ediyoruz.Şimdilik Elimizden Gelen Bunlar.Konya da Suriye Vehaşet Temasını Protesto Ettik.Sesimizi Duyurmaya Suriyeli Kardeşlerimizin Yanında Olduğumuzu Belirttik.

Bu Vahşetin Biran önce Bitmesini Temenni Ediyoruz.

Not : Aşağıdaki Görüntüler 18 Yaşındaki Kardeşlerimiz İçin Uygun Değildir.

 
 
 
 

Suriye'de okuyan bir kardeşimiz oradaki olayları içeriden bir gözle anlatıyor... aynen aktarıyorum...

Hocam ben birkaç gündür size ve genel olarak Dâru’l-Hikme’ye bir mail atmayı düşünüyordum buradaki durumlar hakkında. Ancak bazı sebeplerden dolayı geç kaldım.

Hocam Suriye’de durumlar kötü. Durumun vahametini anlatacak güçlü ifadeler gerekiyor ki ben bundan acizim. Bu yüzden bazı şeyleri size olduğu gibi aktarayım. Siz inşallah bunları daha güçlü ifadelerle gereken yerlere anlatırsınız veya yazarsınız.

Hocam malum, olaylar Dera’ ilinde patlak verdi. Ondan öncede zaten bir gergin bekleyiş vardı. Daha sonra malum diğer iller derken Şam. Devletin ilk tepkisi gerçek mermiyle karşılık vermek oldu. Ve Dera’ da birkaç şehit verildi. Şam’da ise ilk olarak fesbook vasıtasıyla Cuma günü Emevi Camiinde buluşup Cuma namazına müteakip protesto çağrısı yapıldı. İlk hafta ufak bir sürtüşme oldu. İkinci hafta iyice büyüdü ama bu sefer polis sistemli geldi ve herkesi onar onar camiden çıkarıp dağıttı. Ve bir kısmı da tutuklandı. Aynı gün buranın meşhur hocalarından Usâme er-Rifâî hoca kendi camisinde hutbede devlete döşenince ve büyük protestolar olunca üçüncü hafta yani bu geçtiğimiz Cuma herkes oraya akın etti. Ve yine protestolar ve tutuklamalar. Aynı zamanda buraya çok yakın bir ilçe olan Duma ilçesinde de (Buranın halkı çoğunlukla Hanbelî hafiften bir selefilik olduğu da söyleniyor). Protestolar oldu. Bu geçtiğimiz Cuma olaylar büyüdü ve şehitler verildi. Şuanda hale daha boykotlar falan sürdüğü haberi var. Önümüzdeki Cuma özellikle burada daha da büyük olaylar olması bekleniyor. Şehitlerin olması buranın halkını daha da kızdırdı.

Hocam şehit sayısı haberlerde verilenin daha da üstünde genel olarak Suriye’de. Devlet burada sivil polis çıkarıyor olaylara karşılık vermek için sonra ateş açıp öldürüyor sonra da "eli silahlı kişiler tarafından yapıldı” haberini yayıyor. Zaten hiçbir medya yok. Diğer devrim olan ülkeler gibi değil durum. Burada halk kendi gayretiyle telefona kaydedip yutuba BBC ye falan yolluyor. Haberler sadece bir kanal (devlet kanalı) tarafından yapıldığı için dünyaya yutturduklarını zannediyorlar. Ama öyle de oluyor. Dünya yutuyor zahiren. Birazdan aktaracağım Trt et-Türkiyye kanalı örneğinde olduğu gibi. Bazı kişiler Suriye dışından BBC ye bağlanıp "Suriye’de av tüfeği bile yasak nasıl oluyor da bazı kişiler silah buluyor ve halka ateş açıyor” diyor (diğer yalanlara da sorular yöneltiyorlar) ama sorular hep cevapsız. Yani hocam Müslümanlar burada iki ateş arasında. Bir taraftan öldürüyor diğer taraftan da yalan haberlerle suçlu duruma düşürülüyor. Hocam BBC kanalı ve birkaç küçük kanalın dışında (el-Cezira da buna dâhil. Siyasi bazı sebeplerden dolayı duyarsız olduğu söyleniyor. Son zamanlar artık utandılar mı ne ufaktan haber yapmaya başladılar) destek veren yok.

Hocam biliyorsunuz Eset geçen hafta bir konuşma yaptı. Konuşmasında bir rahatlık vardı. Bunun sebebi (değerli bir zatın söylediğine göre) konuşma öncesi birkaç gün bazı ülkelerden destek araması ve sonunda (Filistin davasını falan kullanarak) aradığı desteği bulması olarak söyleniyor. (işin aslında Filistin davası falan yok. Çünkü kendi de Filistinlileri öldürüyor). Konuşmasından birkaç gün önce Tayyip Erdoğan’ın "sessiz kalamayız” vs. sözleri ona baya bir darbe oldu. Bu buradaki insanları çok sevindirdi. En azından Türkiye gibi bir ülkeden destek bulamamıştı. Ayrıca Erdoğan’ın konuşmasından sonra BBC de bir Avrupa üniversitesinde öğretim üyesi Türkiye uzmanı "ne demek istedi” sorusuna "Türkiye Avrupa’nın en büyük ikinci ordusu ve büyük ekonomisi var. Aynı zamanda Sünni bir devlet. Orada Sünnilerin öldürülmesine sessiz kalamaz” şeklinde cevap vermesi iyice moral oldu. En azından benim çevremdeki Araplar bu duruma çok sevindiler. Tabi bu Türkiye tükürdüğünü yalayana kadar sürdü. Birkaç gün önce buraya Trt et-Türkiyye ekibi geldi. Ve burada Suriye kanalının binasında bir program yaptı. (Sefer turan, Hüsnü mahli, ve prof. Hele Hüsnü konuşması arasında Esetçi olduğunu o kadar belli ediyordu ki. Ne de olsa Suriye’li. Sanki Türkiye’de orta doğuyu bilen Arapçası düzgün yüzlerini görmekten bıktığımız bu üç kişiden başka kimse yokmuş gibi) Ve Suriye devlet sözcüsünü (şu ilk açıklamaları yapan kadın) misafir etti. Sanki anlaşma yapmışlar gibi kadına basit basit sorular sordular. Dışişleri bakanlığı ve başbakanlık açıklamalar yapmış. Ve aynı zamanda Eset’e de bir kâğıt göndermiş ondan bahsettiler. Açıklamalar tabi ki geri adım atmayla ilgiliydi. Bu sefer başladılar işte halkın acele etmemesi lazım Suriye hükümeti gereken adımları atacak vs. Rezalet bununla sınırlı da değil. Burada BBC’ ye telefondan bağlanıp bulunduğu yerdeki durumu bildiren halkı da (şuhûdu ayan) yalancı durumuna düşürdüler. Bu sefer kadında kalktı "biz istiyoruz ki haberlerin mastarı Suriye kanalı olsun” falan dedi bunlarda destekledi. Bir diğer rezalette "bu kâğıdı (başbakanlığın/dışişleribakanlığının açıklaması) Eset’e verdiniz mi ve ne dedi” diye sordular. Kadın da "çok sevindi çok mutlu oldu” falan dedi. (böylelikle Türkiye’yi de arkasına almış oldu). Böylelikle buradaki Müslümanlar tevekkülleriyle baş başa kaldı.

Hocam birkaç gün önce evinde Türk uydusu bulunan bir arkadaşın evine gittim. Birçok kanaldan haberlere baktım. Neredeyse haber yok gibi bir şeydi. Olan haberde bazıları Suriye kanalına itimaden haber yapıyordu. Dolayısıyla Suriye hükümeti hedefine ulaşmış oluyor. Bir yandan katliam yapıyor diğer taraftan ise bir şey yokmuş gibi gösteriliyor. Bu yüzden hocam Türkiye’de ciddi protestoların yapılması gerekiyor. Öyle konsolosluğun önüne gidip bekleme değil de çağlayan olmasa bile en azından Beyazıt meydanında bir gösteri yapılması gerekiyor. Böylelikle Türkiye halkı bu yalanları yutmadığını göstermesi lazım. Eğer bu protestolar devam ederse Türkiye’de veya diğer ülkelerde bu Suriye hükümetini çok zor duruma düşürür. Biz arkadaşlarla ihh ya yazalım telefon açalım dedik. Dün gelen bir habere göre birisi sormuş ihh nın Ankara temsilcisine. O durumu merkeze taşıdığını ama herhangi bir ilgi görmediğini söylemiş. Bu hükümetin siyasetiyle alakalı bir şey herhalde. Bir de Erdoğan o gün uçakta "Suriye’de bir sorun olması halinde Türkiye’ye büyük göç olur ve Türkiye bunu kaldıramaz” demesi duruma biraz açıklık kazandırıyor.

HOCALAR

Hocam bir diğer vahim olay da Suriye’deki bazı hocaların tavrı. Ben Ramazan el-Bûti’den başlıyım. Hocam o gergin bekleyişten sonraki o ilk Cuma bu kalkıyor hükümeti övüyor. Yukarıda bahsettiğim ikinci haftada aynı terbiyesizliği yapıyor ama bu sefer cemaatten bazı kimseler tarafından bağırılarak susturuluyor. Sonra bunu hızlı bir şekilde camiden çıkarıyorlar. Bununla da yetinmeyip akşam camisinde bir konuşma yapıyor. Suriye kanalı tarafından canlı olarak yayınlanıyor. Bu şeylerin fitne olduğu bu kimselerin emelleri için camiyi kullandığı vs. şeyler söylüyor. Yani hükümeti destekleyen konuşmasını sürdürüyor. Sonra da bize kaçtığı haberi geldi. Buti yurt dışına kaçtı dediler. butinin o Hama’da 50 bin ihvan-ı müslimin’i katleden Eset’in babasının cenazesini kıldırırken ağlamasının bunun yanında devleti destekleyen konuşmaları, tavrı insanlar içinde bir ukde olarak duruyordu. Bu olayla beraber –ufak bir kesim hariç- bütün mültezim kesim (benim çevrem itibariyle) patlama noktasına geldi. Bu birkaç gün içinde butinin sadece hakaretle anıldığını duydum. Hatta küfür edenlere bile şahit olmak mümkün. İnsanlar çok kızgın. Hatta bazı kimseler "eğer buti dik dursaydı ve bununla beraber bazı hocaların desteğini alsaydı devrim şu anda çok yol katetmişti” diyorlar. Ama butinin bu bağnaz ve çapsız yaklaşımı Müslümanlara maalesef büyük darbe oldu. (dün akşam bir bakkalda televizyonda konuşmasını gördüm Suriye kanalında. Sordum dün dönmüş ve camisinde konuşmuş. Yine orada iki taş arasında yine fitnelerden sakınma duası falan yapıyordu. Bundan sonra yeni konuşmalarda yapacaktır. Ben size aktarırım inş.) Bununla beraber buranın müftüsü ve onun gibi bir takım din adamları? Kalktı konuşmalar yaptı televizyonlara çıktı bunun bir takım muamera olduğunu fitne olduğunu caiz olmadığını söyledi. (tabi BBC ye çıkıp bu hocaların münafık olduğunu söyleyen de oldu). Bu geçtiğimiz Cuma yine buranın vakıflar müdürü (bizde il müftüsü) emevide hutbe verirken hükümeti övüyordu. Ve halk ayağa kalktı hutbesini kesti. Ben ilk duyduğumda Cuma Emevide kılınmadı dediler. Sonradan duydum ikindiye yakın kılınmış. Yine buranın meşhur cemaatlerinden ebu’n-nur cemaati resmen kampanya yapmaya başladı. Devlet elamanları gibi çalışıyorlar. Talebeleri toplayıp konuşmalar yapıyorlar. Konuşmalara cemaatin en üst düzeyinde liderler geliyor konuşma yapıyor. Onlara bunlara inanmayın hepsi fitne. Sakın olaylara karışmayın. Dışarı çıkmayın vs. türü nasihatler ediyorlar. Öyle ki bunu haddinden fazla yapıyorlar. Ama bununla beraber azınlık bir hoca gurubu direnmeye çalışıyor. Tabi bunların da ciddi dua ve desteğe ihtiyaçları var.

Hocam biraz âmmi diliyle uzun uzun yazdım ama yazının başında da dediğim gibi durumu en iyi şekilde anlatmaktan acizim. Durum acı. Ve o kadar yazılacak şey var ki! Kısacası Müslümanlar iki ateş arasındalar ve yardım bekliyorlar. Keşke elimden bir şeyler gelseydi. Bazı örgüt veya derneklerin hükümetin seçim programını altüst etmemek için sessiz kalması veya sadece hükümetin sessiz kalması akan kanı görmemezlikten gelmek anlamına geliyor maalesef.
 

SADECE SURİYE'DE


Suriyeli gençler Twitter’de "Sadece Suriye’de” ismini verdikleri bir sayfa açtı. Bu sayfaa sadece Suriye’de mevcut olup diğer ülkelerde olmayan konuları bir cümlelik ifadelerle toplamaya çalıştı. Bazıları gerçekten çok gülünç bazıları da insanın içini sızlatan bu ‘sadece’lerden işte bazıları:

Sadece Suriye’de: Vatandaş ancak güvenlik görevlileri ortadan kayboldukları zaman kendilerini güvende hissedebiliyor.
Sadece Suriye’de: Bütün söylevler tarihsel olarak adlandırılır. 
Sadece Suriye’de: Ziyaret etmek zorunda kalmamak için bir teyzesinin olmamasını temenni ederler.
Sadece Suriye’de: Dolap, başka ülkelerde benzeri görülmemiş farklı amaçlarla kullanılır.
Sadece Suriye’de: Hakkında bir suçlama olmaksızın tutuklanır, avukatsız yargılanırsın sonra da sen içindeyken hapishane yakılır.
Sadece Suriye’de: Vatandaş parasını kendisinin ödediği kurşunla öldürülür sonra da yine masraflarını kendisinin karşıladığı medya tarafından haberi çarpıtılarak verilir.
Sadece Suriye’de: Bir Hıristiyan Müslüman Kardeşler Cemaati’ne tabi olmak töhmetinden 12 yıl hapis yatar.
Sadece Suriye’de: Şehitlerin kanı akarken başkan güler.
Sadece Suriye’de: Münafıkların seçilmiş bir meclisi vardır.
Sadece Suriye’de: En büyük hükümet binaları merkezi hapishaneler olabilir.
Sadece Suriye’de: Halkın yarısı hapishanelerdedir.
Sadece Suriye’de: Vatandaş hakir görülür ve direnişe katıldığı gerekçesiyle hakları ellerinden alınır.
Sadece Suriye’de: Halkın özgürlük ve adalet isteği güvenliğin ve istikrarın sarsılması girişimi olarak değerlendirilir.
Sadece Suriye’de: Üniversite öğrencisi bir kız (Ayat İsam Ahmet), belli bir fikri akıma tabi olduğu suçlamasıyla hapse atılır.
Sadece Suriye’de: Bölgenin en büyük ekonomik zihnine sahip şahsı (Arif Delileh) hapse atılır.
Sadece Suriye’de: Sadece bir televizyon kanalına telefon ettiğin için hapsedilirsin.
Sadece Suriye’de: Yeni cumhurbaşkanlığı seçimlerinde eski cumhurbaşkanının en uzun boylu oğlu seçilir.
Sadece Suriye’de: Normalde tüm dizilerin konusu Suriye’deki yaşam koşullarının kötülüğüdür. Sonra devrim sırasında bir bakmışsınız sanatçılar çıkmış Suriye’de yaşam gayet normal, olması gerektiği gibi, derler.
Sadece Suriye’de: Akılsız bir kimsenin yurtdışında aldığı diplomaya denklik yapılır.
Sadece Suriye’de: Ülkede sadece 5 üniversite bulunurken tam 13 emniyet birimi var.
Sadece Suriye’de: İstihbarat biriminin cehaleti öyle bir dereceye ulaştı ki büro sahiplerine tutuklamak için Şeyhu’l İslam İbn Teymiye’nin mekanını soruyorlar. Oysa kendisinin 700 sene kadar önce vefat ettiğinden haberleri yok!
Sadece Suriye’de: Suçsuz yere hapse atılıp on iki yıl işkence gördükten sonra bu cehennemden çıkabilmek için başkana teşekkür ve şefkat dolu bir mektup yazman şart koşulur.
Sadece Suriye’de: Emniyet kurumlarına yer açabilmek için binaları kullanmada gayet iktisatlı davranır ve halk meclisiyle tiyatroyu bir binada toplarız.
Sadece Suriye’de: Halkın yarısı hapistedir, diğer yarısı da açlıktan ölmekte.
Sadece Suriye’de: Mahkumlar toplu intihara kalkışır, biri bunun için ateş yakar, diğerleri de dumandan boğulmak için kapıları kapatırlar, gardiyanlar da kendilerini kurtarmaya çalışır.
Sadece Suriye’de: Başkan ağız dolusu gülerken halkı kan ağlar.
Sadece Suriye’de: Emevi Camisi’nin avlusunda göstericiler bir güzel dövülür ondan sonra da hapishanelerin karanlıklarına götürülürler.
Sadece Suriye’de: Komşumuz sabah okula gitti ve eve 11 saat sonra döndü.
Sadece Suriye’de: Bir çocuk okula gitmeden önce hapse gidebilir.
Sadece Suriye’de: İhanet direniş diye isimlendirilirken toprakların düşmana teslim edilmesi karşı koyma diye adlandırılır.
Sadece Suriye’de: Üst düzey yetkililer kafalarına 6 kurşun sıkarak intihar ederler.
Sadece Suriye’de: Basın haberleri dizilerden alır.
Sadece Suriye’de: Başkan yaşasın diye halk ölür. Halk, hükümeti beslemek için harcamada bulunur.
Sadece Suriye’de: Başkanın ölmüş kardeşi Basil Esad’ın resmi –hiçbir resmi sıfatı olmamasına karşın- tüm devlet dairelerinde bulunur.
Sadece Suriye’de: Başkanı sevmeyen herkes haindir. Oysa seni hainlikle suçlayan bu kişiler için Allahu Teala’ya küfretmek su içmekten daha kolaydır.
Sadece Suriye’de: Görüntü yalan söylüyor, kanlar yalan söylüyor, halk yalan söylüyor, tüm medya yalan söylüyor ve sadece rejim yalan söylemiyor.
Sadece Suriye’de: Başkan iki parçaya bölündü. Bir kısmı; doktor olarak insan hayatının korunması, ikinci kısım; bir başkan olarak halkı korumak.
Sadece Suriye’de: Kimse teğzesinin evine gitmeyi sevmez.
Sadece Suriye’de: Vatandaşlar zorla göç ettiriliyor sonra da mukim harcı ödemeye zorlanıyor.
Sadece Suriye’de: Askeriyeye vatana değil bir şahsa hizmet için girersin
Sadece Suriye’de: Göstericiler kendilerini öldürüyor.
Sadece Suriye’de: Güvenlik görevlisini giydiği kıyafetten değil kullandığı lehçeden ayırt edebiliyorsun.
Sadece Suriye’de: Memura 1000 Suriye lirası ödersen ülkeye Nasip Sınırı’ndan bir top bile sokabilirsin.
Sadece Suriye’de: Vatandaş askerlik görevini subayın karısına hizmet ederek geçirir.
Sadece Suriye’de: Başkan Kur’an’dan bir ayet okuduğu zaman halk meclisi üyeleri kendisini alkışlar.
Sadece Suriye’de: Çocuklar okullarından alınıp tutuklanır, kendilerine işkence edilir, tırnakları sökülür.
Sadece Suriye’de: Başkanın eşi, Suriyeli annelerle anneler gününü kutlarken kocasının çeteleri de Suriyeli annelerin evlatlarını öldürmekle meşguldür.
Sadece Suriye’de: Eşitlik sadece bir alanda uygulanır. O da çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek ayırt etmeden herkesin tutuklanmasıdır.
Sadece Suriye’de: Çocuk sadece babasının eve dönmesini hayal eder.
Sadece Suriye’de: Halk siyasi reform isterken rejim tarımsal reform ister.
Sadece Suriye’de: Anayasa beş dakika içinde değiştirilir.
Sadece Suriye’de: Başkan halka savaş açar, halk meclisindekiler de kendisini alkşlar.
Sadece Suriye’de: 18 yaşındaki lise öğrencisi bir kız Amerika ve İsrail işbirlikçisi, emperyalizm yanlısı olmakla suçlanır.
Sadece Suriye’de: Müslüman Kardeşlere tabi olan bir yakınından ötürü rehin olarak tutuklanırsın. Sonra o tutuklanır, idam edilir, sen de 15 sene hapiste kalırsın.
Sadece Suriye’de: Cumhurbaşkanının dayısının ve amcasının oğullarının kendisinin yetkilerini aşan yetkileri vardır.
Sadece Suriye’de: On sene önce sabah namaza gidip de hala dönmeyenler var. Namazları ne kadar da uzunmuş???
Sadece Suriye’de: Güneş enerjili su ısıtıcıları için vergi ödenir. Allah vergisi güneşe bile vergi!
Sadece Suriye’de: Ülke 350 bin varil petrol ürettiği halde mazotun fiyatı, petrol ülkesi olmayan ülkelerle eşdeğerdedir.
Sadece Suriye’de: Başkanın oğlu bir trafik kazasında ölür, kendisine şehit denir.
Sadece Suriye’de: Üniversitede arkadaşlarından sınav saatlerinin yeniden düzenlenmesi için imza toplayan öğrenci tutuklanır.
Sadece Suriye’de: Emniyet görevlileri halkın evlatlarını bir fincan kahve içmek için tek tek arar!
Sadece Suriye’de: Elektrik vatandaşın evine ulaşmadan önce kafasına verilir.
Sadece Suriye’de: Vatandaş suçsuz yere 20 yıl hapse atılır. Sonra da başkandan özür dilemesi şartıyla salınır.
Sadece Suriye’de: Mahkumların sayısı, öğrencilerin sayısından daha fazladır.
Sadece Suriye’de: Kimlik kartını kaybetmiş bir vatandaş, eğer kimliğini kaybederken kendisini görmüş bir şahit getiremezse yenisini çıkarttıramaz.
Sadece Suriye’de: Trafik polisi araçların çarpıştığı bir trafik kazasını ‘kaza ve kader’ diye kaydeder.
Sadece Suriye’de: Mahkeme celsen 12 sene sonra hafta sonuna ertelenebilir. İşin güzel tarafı, bu celsede beraat edebilirsin.
Sadece Suriye’de: Başkanın her işi hikmetlidir.
Sadece Suriye’de: İlk defa aslanla zürafanın melezleştirilmesi bir hayvanda gerçekleşti.
Sadece Suriye’de: İntihara faili meçhul denir
Sadece Suriye’de: Katliamlar, koltuklar ve makamlar miras kalır.
Sadece Suriye’de: Halk meclisi üyesi halkı bastırmayı bir nimet olarak görür ve bunu tüm devletler için temenni ederi.
Sadece Suriye’de: Nisan yalanı 50 yıl sürer.
Sadece Suriye’de: Birbiriyle rekabet halinde iki cep telefonu şirketi vardır. İkisi de aynı şahsa aittir.
Sadece Suriye’de: Başkanın güvenlik, iktisat ya da siyaset görevlerinde olmayan hiçbir akrabası yoktur.
Sadece Suriye’de: Vatandaş hiç haberi olmadığı halde Baas Partisi’ne katılır.
 

Seyyid-e Kerbela:

Suriye'de olanlar ;
İslam coğrafyasında halkına karşı ılımlı politikalarıyla öne çıkan lider görüntüsünü veriyordu Beşşar Esed. Ta ki malum süreç Suriye'ye de sıçrayana kadar.
Bilindiği gibi sürecin ilk başlarında encamı ilk gören lider oydu. Arap liderlerin halklarının taleplerine kulak vermesinin zamanının çoktan geldiğini söyledi ve takdir topladı. O günden bu yana Suriye'de neler oldu. Suriye halkı bugün niçin ayakta ve Beşşar Esed gerektiğinde babasının Hama'da yaptığını yapmaktan geri durmayacağını gösteren uygulamaların altına niçin imza atıyor?
Burada Esed'in, Suriye halkının taleplerini tatmin edici şekilde karşılayıp karşılamadığı sorusu öne çıkıyor. Hama'da yaşananların hafızalardaki tazeliğini koruduğu bir süreçte ne oldu da Suriye halkı ve Suriyeli ulema Esed'in demir pençesiyle karşılaşmayı göze alarak sesini yükseltti ve kan aktı?
Sözün hemen burasında bir noktaya dikkat çekelim: Suriye'de olayları ulemanın yönlendirdiğini söyleyebiliriz. Yönetimin halka mesajlarını başta Ramazan el-Bûtî olmak üzere dinî kimlikli insanların (dinî hizmetleri yürüten vakıfların yetkililerinin mesela) taşıması, olayların cami merkezli olarak ortaya çıkması gibi unsurlar bunun göstergeleri olarak okunmalı. Her geçen gün sertlik dozunu biraz daha artıran ve ulemanın sesinin kısılması amacıyla uygulamaya konulan tedbirler de bu noktada dikkate alınması gereken bir diğer önemli husus.
Kim ne derse desin, Suriye'de bu olaylardan önceki süreçte de "baskı" hissedilir boyutta mevcuttu. Ve o süreçte Ramazan el-Bûtî ve çizgisindeki âlimler, yönetimi halkın taleplerine kulak vermeye ikna etmekten çok, halka yönetimin sinir uçlarına dokunmamayı telkin eden bir politika izledi. el-Bûtî halen aynı işlevini devam ettiriyor ve Müslüman halkın kendi sahici kimlik kodları üzerinde hareket etme talebini "fitne" olarak takdim ediyor. Bunun yerine Esed yönetimine, söz verdiği reformları vakit geçirmeden hayata aktarmasını telkin etmesi gerekirdi oysa.
Suriye halkı sürecin başında soğukkanlılığını muhafaza etmesini ne el-Bûtî ve onun çizgisindeki âlimler, ne de Esed yönetimi doğru okudu. Şimdi gelinen noktada işe yaradığını düşündüğü "karartma" ortamında kendi halkının kanını akıtan Esed, bunu yapmak yerine sürecin başında Arap liderlere yaptığı çağrıyı hatırlamalı. Babasının Hama'da yaptığına benzer icraatın bir benzerini o da Der'a'da ortaya koyabilir. Hatta Kaddafi'nin işlediği hayati hatayı işleyip, İslam coğrafyasını bir kere daha "made in West" imzalı askerî ve ekonomik icraatların alanı haline getirebilir. Ama artık ne İslam Dünyası ne de Suriye halkı baba Esed'in dönemindeki gibi.
Fıkhu's-Sîre, Davâbitu'l-Maslaha gibi şaheserlere imza atmış bulunan Ramazan el-Bûtî'ye ve onun çizgisindeki âlimlere de bir sözümüz var: "Cihadın en faziletlisi zalim sultanın yanında adaletli söz söylemektir"[1] hadisi herkesten önce size hitap ediyor. Meydanlara dökülen insanların gayrimeşru bir talebi varsa bunu engellemek de, Esed'i gayrimeşru uygulamaları terk edip halkının sesine kulak vermeye ikna etmek de sizin sorumluluğunuz. Bu noktadan sonra ne halkı yönetime itaate çağırmak, ne de yaşananları "fitne" olarak etiketleyip işin içinden sıyrılmak çözüm getirir...
Ebubekir Sifil

 

Maveraî:  'Tecavüze Uğrayan Kızlarla Evleneceğiz'

Suriyeli bazı gençler, Suriye rejimi tarafından tecavüze uğrayan genç kızlarla evlenme kararı aldı. Gençler, ülkelerinde sadece rejimi değil daha birçok yersiz adeti de değiştireceklerini söyledi.

Suriye’de son aylarda görülen şiddet olaylarına meydan okumak için Türkiye sınırındaki Hirbetu’l Cevz köyünden Suriyeli gençler hiç görmedikleri kızlarla evlenmeye karar verdi. Suriye’den kaçışların artmasıyla beraber, emniyet güçleri ve Şebiha tarafından halka uygulanan zulmün boyutlarına gün yüzüne çıkmaya başladı. Suriyeli gençlerin anlattıklarına göre dört genç kız kardeş Şebiha güçleri tarafından tecavüze uğradı. Şu an Türkiye’de bir hastanede olan kızların isimleri ailelerinin adı kirlenmesin diye açıklanmıyor.

Suriye’deki geleneklere göre tecavüze uğrayan kızlar aileleri tarafından öldürülüyor ya da öldürülmekten kurtulsa da kimse kendileriyle evlenmiyordu. Suriyeli gençler bu kızlarla evlenerek dini hiçbir dayanağı olmayan bu yersiz adetleri de yıkmaya karar verdi.

Suriye’de dört kız kardeşin hükümete bağlı Şebiha güçleri tarafından tecavüze uğradığı açıklandı. Emniyet güçlerinin bastığı Cisr Eş-Şugur’dan 32 yaşındaki fırıncı İbrahim Kayis şöyle dedi: ‘Bunu duyduğumuzda deliye döndük.’

Suriye’deki adetler üzere tecavüze uğrayan kızlar –namus temizleme iddiasıyla- aileleri tarafından öldürülür. Aileleri bu kızlara yaşama izni verse bile kimse kendileriyle evlenme talebinde bulunmaz. Kayis sözlerini şöyle sürdürdü: ‘Oturduk ve şöyle dedik. Biz bunu değiştirmek istiyoruz! Bizim istediğimiz sadece Suriye’de rejimi değil aynı zamanda bu türden şeyleri de değiştirmek. Bu nedenle herkesin önünde bu kızlarla evleneceğiz.’

Şu an Türkiye’deler

Kayis’in ifadelerine göre bahsi geçen dört kız kardeş şu anda Türkiye’de bir hastanede bulunuyor. Kız kardeşlerin tam olarak nerede oldukları gibi hikayelerinin ne kadar doğru olup olmadığı da tam olarak bilinemiyor. Çünkü aileler ayıplanmasın diye kız kardeşlerin kimlikleri açıklanmıyor. Aynı şekilde Türkiyeli yetkililer de Suriye’den kaçıp topraklarına sığınan binlerce Suriyeli’nin isimlerini açıklamıyor.

Cisr Eş-Şugur’dan olup Hirbetu’l Cevz’de bir dükkan açan Eczacı Muhammed El-Muri bu bayanlarla evlenme teklifini ilk ortaya atan isim oldu. El-Muri aklına bu fikrin gelmesiyle 15 şahsın aynı anda bu kızlarla evlenmek için gönüllü olduğuna sonra bu sayının dörtle sınırlandığına dikkat çekti.

Tecavüze uğrayan kızlarla evlenmeye aday olan gençler şöyle dedi: ‘Gerek tecavüz eylemleri gerek de kadınlara uygulanan başka türden saldırılar, muhalefetin itibarını sarsmaya çalışan hükümet ve müttefikleri tarafından uygulanan şiddetin tırmanışta olduğuna işaret etmektedir.’

Kayis hükümetin karalama kampanyasına istinaden şöyle konuştu: ‘Önce mezhepçi dediler, sonra suç çeteleri… Bunlar başarılı olamayınca da üçüncü adım olarak şerefimize saldırmaya başladılar.’

Kadınlar haysiyet ve itibarımızdır

Cisr Eş-Şugur’da göstericilere karşı kampanya başlatıldığında ordu kadınların uyuduğu evlerin kapılarını kırma taktiğine başvurdu. Bu taktik birçok Suriyeli tarafından direk şereflerine saldırı olarak kabul edilmektedir. Tecavüze uğrayan genç kızlarla evlenme girişimine gönüllü olarak katılanlardan 25 yaşındaki mekanik mühendisi Mus’an El-Cani de şöyle dedi: ‘Haysiyet ve itibar biz Suriyeliler için en önemli şeydir. Kadınlar da haysiyet ve itibarımızın önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Rejim de bunu bildiği için bilerek böyle yapıyor.

El-Muri ve Kayis geleceğe ilişkin emellerini de dile getirdikten sonra El-Muri son olarak şöyle dedi: ‘Suriye devrimi başarı ile sonuçlandığında görevimi yerine getirmiş olacağım. Arkadaşlarımdan birçoğunu, amcaoğullarımı kaybettim. Suriye’de kalmak benim için çok zor olacak.’

 

 

Movsar:

Suriyede ORDU ile HALKIN SAVAŞI bu..
 Türkiyede de TSK içindeki Darbeci Cuntacılar Hükümete Darbe yapsalardı  burada da ORDU ile MİLLET  Yaka-Paça olacaktı..
 3.Dünya Halkları kendi Ordularınca İşgal altındadır...

 

Kalender:

Konuyu çok iyi özetledin Movsar kardeş.. Ne yazık ki Türkiye'de de Suriyede bir iç savaş olduğunu zannedenler var.. Oysa vakıa hiç de böyle değil.. Ortada tam manasıyla bir rejim-halk savaşı var.. Yabancıların uşağı bir rejimle adaletin peşine düşmüş bir halkın mücadelesi..
Aslında buna savaş demeye bile bin şahit lazım. Bir yanda tepeden tırnağa silahlı Yezidi bir ordu, diğer yanda ise dillerinden başka silahları olmayan Hüseyni bir duruş.. En faziletli cihad zalim sultanın yanına Hakkı haykırmaktır, diyen nebevi ruh..

FECR:

Humus'ta Bu Gece Katliam Yapıldı: 337 Ölü, 1300 Yaralı

Baas rejimine bağlı güçlerin Humus’u bombalaması sonucu en az 337 kişi öldü, 1300’den fazla yaralının olduğu bildiriliyor.
Beşşar Esad bağlı güçlerin Humus’a gerçekleştirdiği tank ve top saldırısında ilk belirlemelere göre aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu 337 kişinin öldüğü 500’den fazla kişi de yaralandığı öğrenildi.

Humus Yerel Koordinasyon Komitesi sözcüsü Ebu Abdullah, El Cezire televizyonuna telefonla bağlanarak yaptığı açıklamada, Suriye ordusunun, Humus’un Halidiye mahallesini havan topuna tuttuğunu ve ağır silahlar kullandıklarını belirtti. Müslüman ülkelere seslendiğini kaydeden Abdullah, "Neyi bekliyorsunuz? Burada insanlar ölüyor. Rusya bizden ne istiyor? Arap Birliği neyi bekliyor? Birleşmiş Milletler neyi bekliyor? İnsanlık nerede?” diye tepki gösterdi.
Suriyeli aktivistlerden Halid Ebu Sabah, El Cezire'ye yaptığı açıklamada, Suriye'de en kanlı gecelerden birisinin yaşandığını, ordunun 300'den fazla havan mermisi ile Halidiye mahallesini bombaladığını aktardı. Yaralı sayısının 700'ü aştığını iddia eden Ebu Sabah, "Evler havan topu ve tank ateşi ile bombalanıyor. İnsanlar ölüyor, çok sayıda yaralı var. Humus kan gölü haline geldi. İnsanlar camileri doldurup Allah'a yalvarıyor. Çünkü bize yardım eden hiçkimse yok. Neden kimse bizim sesimizi duymuyor? İnsanlar nerede? Buna daha ne kadar sessiz kalınacak?" şeklinde duygularını dile getirdi.

Humus'ta yaralılara müdahale etmek için sağlık personelinin yanı sıra tıbbı malzeme eksikliği yaşandığı belirtiliyor.
 Kahire'de bulunan Suriye Büyükelçiliği Humus'taki katliam üzerine işgal edildi.
 
 
 



Kullanıcı Puanları: 4.3 (5 oy)
Reklam Alanı

Bir Cevap Yazın

Yorum Yaparken Lütfen Relax Olalım... Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Reklama Uçuşşş